<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Senai Demirci Fan Sitesi - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://senaidemirci.biz/</link>
		<description><![CDATA[Senai Demirci Fan Sitesi - http://senaidemirci.biz]]></description>
		<pubDate>Sun, 07 Sep 2008 22:11:11 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Mevlâ'nın Mucizesi...]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=633</link>
			<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 06:42:20 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=633</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İnşâllah...]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=632</link>
			<pubDate>Thu, 04 Sep 2008 06:39:39 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=632</guid>
			<description><![CDATA[.Asil bir sükûnetin dizi dibinde nefeslenmektir"İNŞAALLAH"<br />
<br />
Varlığın sarp yokuşlarında nefesi kesilir insanın.<br />
Dudağına değince &#8220;İnşallah!&#8221; sözü; varlığı yoktan varedenin, yokluğu hiç sebepsiz varlığa doğru genişletenin iradesinden nefeslenir.<br />
Zamanın dar köşelerinde sesi eksilir insanın.<br />
Sesini bürüyünce &#8220;İnşallah!&#8221; kelamı, zamanı genişletenin, ömrü ebede bitiştirenin dilemesinden beslenir.<br />
Gündelik telaşların hızla inip kalkan göğsünde aklı daralır, kalbi yorulur insanın.<br />
Kalbini atınca &#8220;İnşallah!&#8221;ın asude iklimine, aklı aklanır, kalbi durulur.<br />
Dünyevî önceliklerin hazla gidip gelen sarkacında ruhu hoyratça savrulur insanın.<br />
Yüzüne gülünce &#8220;İnşallah!&#8221;ın muştusu, ruhu sılaya taşınır, hüzünleri yağmurda ıslanır.<br />
<br />
***<br />
<br />
Asil bir sükûnetin dizi dibinde nefeslenmektir &#8220;İnşallah&#8221;...<br />
&#8220;Ben benden ötesine teslimim...&#8221; diye/bilenin inşirahıdır &#8220;İnşallah&#8221;.<br />
Kendi varlığının yükünü zayıf omuzlarından atıp hafiflediğinin resmidir &#8220;İnşallah&#8221;. <br />
Kendini kendinden öte taşıyan/taşıran insanın kabuğunu zorlayışıdır &#8220;İnşallah&#8221;..<br />
&#8220;Ben buradayım ama burada kalmaya razı değilim...&#8221; diye/bilenin meydan okuyuşudur.<br />
Ellerine kudret elinin sarıldığını, gözlerine bin kutlu nazarın ışık olduğunu, yüzünü çevirdiği her yönde tek ve bir teselli vechinin beklediğini ilan edişidir.<br />
Kalbine yüklenmiş dağları bir nefeste silip süpürmektir inşallah.<br />
Varlığın koynuna tutunmuş insanı sonsuzluğun ufkuna doğuran bir sızıdır &#8220;İnşallah&#8221;...<br />
<br />
***<br />
<br />
İnşallah, sebeplerin kör kuyusuna uzatılan ışıltılı bir kovadır.<br />
Ağaç köklerini ve toprağı kucaklaştıran &#8220;İnşallah&#8221;tır; toprağa hayat bahşetmektir, taşa pınarlar dilemektir. <br />
&#8220;Allah dilerse&#8221; tohum toprağa katışır; toprak ve tohumun boş ellerine çiçekler sunulur, kurak avuçlarına hayat akıtılır.<br />
Nereye indiklerinden habersiz, rüzgâr nereye eserse oraya gitmeye hevesli yağmur taneleri, &#8220;Allah&#8217;ın dilediğince&#8221; boynu bükük toprağı sevindirir, güllerin al yanağına gözyaşı olur, sabahın ak göğsüne şebnem diye tutunur.<br />
&#8220;Allah&#8217;ın dilemesiyle&#8221; sert ve ağır taşlar, ince ve nazenin köklere yol olur; o latif güzellerin kalplerine dokunmasıyla yollarında toprak olur. <br />
<br />
***<br />
İnşallah, Yusuf&#8217;un[as] kuyuya iten hainlerin tuzaklarının itildiği kuyudur.<br />
O&#8217;nun dilemesidir ki Yusuf&#8217;u kuyudan çıkardı, kuyuyu Yusuf yüzlülere sırdaş eyledi.<br />
İnşallah, Yusuf&#8217;u[as] ucuza satan bezirgânları yok pahasına satan sırdır.<br />
O öyle istedi ki, kölelik ve kulluk Yusuf&#8217;la nice kralların erişemeyeceği şeref ve itibar bilindi.<br />
İnşallah, İbrahim&#8217;i[as] ateşe savuran ateş yüzlülerin kavrulduğu ateştir.<br />
O öyle diledi ki İbrahim&#8217;in teninde ateş güle çevrildi, alevin yanağından serinlik devşirildi.<br />
<br />
***<br />
<br />
Dudak ile tebessümü birbirine yapıştıran sırdır &#8220;İnşallah&#8221;...<br />
Yüzün yüzüne düşen hüzünleri dağıtan dokunuştur &#8220;İnşallah&#8221;...<br />
İki kalb arasındaki soğuk mesafeleri eritip ısıtan ateştir &#8220;İnşallah&#8221;...<br />
Güneşin alevlerini gülün yanağına al al indiren serinliktir &#8220;İnşallah&#8221;....<br />
Kelimelerin suskun hecelerinin koynuna anlamlar sunan hikmettir &#8220;İnşallah&#8221;...<br />
Sesleri söze bürüyerek birbirine bitiştiren, kaynaştıran mayadır &#8220;İnşallah&#8221;...<br />
Göğüslere nefesleri ele avuca gelmez, dokunulmaz, şeffaf bir genişlik olarak dokunduranın tenezzülüdür &#8220;İnşallah&#8221;.... <br />
<br />
***<br />
<br />
&#8220;Elif&#8221;tir İnşallah...<br />
Varlığın alfabesinde dimdik duruştur.<br />
&#8220;Lâm&#8221;dır İnşallah...<br />
Yokluğun koynunda dupduru bir b/akıştır. <br />
&#8220;Mim&#8221;dir İnşallah...<br />
Hicranın solgun yanağına dosdoğru bir Muhammedî eğiliştir. <br />
<br />
<br />
SENAİ DEMİRCİ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[.Asil bir sükûnetin dizi dibinde nefeslenmektir"İNŞAALLAH"<br />
<br />
Varlığın sarp yokuşlarında nefesi kesilir insanın.<br />
Dudağına değince &#8220;İnşallah!&#8221; sözü; varlığı yoktan varedenin, yokluğu hiç sebepsiz varlığa doğru genişletenin iradesinden nefeslenir.<br />
Zamanın dar köşelerinde sesi eksilir insanın.<br />
Sesini bürüyünce &#8220;İnşallah!&#8221; kelamı, zamanı genişletenin, ömrü ebede bitiştirenin dilemesinden beslenir.<br />
Gündelik telaşların hızla inip kalkan göğsünde aklı daralır, kalbi yorulur insanın.<br />
Kalbini atınca &#8220;İnşallah!&#8221;ın asude iklimine, aklı aklanır, kalbi durulur.<br />
Dünyevî önceliklerin hazla gidip gelen sarkacında ruhu hoyratça savrulur insanın.<br />
Yüzüne gülünce &#8220;İnşallah!&#8221;ın muştusu, ruhu sılaya taşınır, hüzünleri yağmurda ıslanır.<br />
<br />
***<br />
<br />
Asil bir sükûnetin dizi dibinde nefeslenmektir &#8220;İnşallah&#8221;...<br />
&#8220;Ben benden ötesine teslimim...&#8221; diye/bilenin inşirahıdır &#8220;İnşallah&#8221;.<br />
Kendi varlığının yükünü zayıf omuzlarından atıp hafiflediğinin resmidir &#8220;İnşallah&#8221;. <br />
Kendini kendinden öte taşıyan/taşıran insanın kabuğunu zorlayışıdır &#8220;İnşallah&#8221;..<br />
&#8220;Ben buradayım ama burada kalmaya razı değilim...&#8221; diye/bilenin meydan okuyuşudur.<br />
Ellerine kudret elinin sarıldığını, gözlerine bin kutlu nazarın ışık olduğunu, yüzünü çevirdiği her yönde tek ve bir teselli vechinin beklediğini ilan edişidir.<br />
Kalbine yüklenmiş dağları bir nefeste silip süpürmektir inşallah.<br />
Varlığın koynuna tutunmuş insanı sonsuzluğun ufkuna doğuran bir sızıdır &#8220;İnşallah&#8221;...<br />
<br />
***<br />
<br />
İnşallah, sebeplerin kör kuyusuna uzatılan ışıltılı bir kovadır.<br />
Ağaç köklerini ve toprağı kucaklaştıran &#8220;İnşallah&#8221;tır; toprağa hayat bahşetmektir, taşa pınarlar dilemektir. <br />
&#8220;Allah dilerse&#8221; tohum toprağa katışır; toprak ve tohumun boş ellerine çiçekler sunulur, kurak avuçlarına hayat akıtılır.<br />
Nereye indiklerinden habersiz, rüzgâr nereye eserse oraya gitmeye hevesli yağmur taneleri, &#8220;Allah&#8217;ın dilediğince&#8221; boynu bükük toprağı sevindirir, güllerin al yanağına gözyaşı olur, sabahın ak göğsüne şebnem diye tutunur.<br />
&#8220;Allah&#8217;ın dilemesiyle&#8221; sert ve ağır taşlar, ince ve nazenin köklere yol olur; o latif güzellerin kalplerine dokunmasıyla yollarında toprak olur. <br />
<br />
***<br />
İnşallah, Yusuf&#8217;un[as] kuyuya iten hainlerin tuzaklarının itildiği kuyudur.<br />
O&#8217;nun dilemesidir ki Yusuf&#8217;u kuyudan çıkardı, kuyuyu Yusuf yüzlülere sırdaş eyledi.<br />
İnşallah, Yusuf&#8217;u[as] ucuza satan bezirgânları yok pahasına satan sırdır.<br />
O öyle istedi ki, kölelik ve kulluk Yusuf&#8217;la nice kralların erişemeyeceği şeref ve itibar bilindi.<br />
İnşallah, İbrahim&#8217;i[as] ateşe savuran ateş yüzlülerin kavrulduğu ateştir.<br />
O öyle diledi ki İbrahim&#8217;in teninde ateş güle çevrildi, alevin yanağından serinlik devşirildi.<br />
<br />
***<br />
<br />
Dudak ile tebessümü birbirine yapıştıran sırdır &#8220;İnşallah&#8221;...<br />
Yüzün yüzüne düşen hüzünleri dağıtan dokunuştur &#8220;İnşallah&#8221;...<br />
İki kalb arasındaki soğuk mesafeleri eritip ısıtan ateştir &#8220;İnşallah&#8221;...<br />
Güneşin alevlerini gülün yanağına al al indiren serinliktir &#8220;İnşallah&#8221;....<br />
Kelimelerin suskun hecelerinin koynuna anlamlar sunan hikmettir &#8220;İnşallah&#8221;...<br />
Sesleri söze bürüyerek birbirine bitiştiren, kaynaştıran mayadır &#8220;İnşallah&#8221;...<br />
Göğüslere nefesleri ele avuca gelmez, dokunulmaz, şeffaf bir genişlik olarak dokunduranın tenezzülüdür &#8220;İnşallah&#8221;.... <br />
<br />
***<br />
<br />
&#8220;Elif&#8221;tir İnşallah...<br />
Varlığın alfabesinde dimdik duruştur.<br />
&#8220;Lâm&#8221;dır İnşallah...<br />
Yokluğun koynunda dupduru bir b/akıştır. <br />
&#8220;Mim&#8221;dir İnşallah...<br />
Hicranın solgun yanağına dosdoğru bir Muhammedî eğiliştir. <br />
<br />
<br />
SENAİ DEMİRCİ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ramazan ayı salavat kampanyası]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=631</link>
			<pubDate>Wed, 03 Sep 2008 19:33:22 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=631</guid>
			<description><![CDATA[Selamun aleyküm<br />
<br />
Arkadaşlar ramazan için salavat kampanyamız başlamıştır. Buyrun inşAllah.. <br />
<br />
Esra: 5.000<br />
TEBESSÜM/CE: 1.000 okundu<br />
merve_kardeş: 2.000<br />
Memduha: 5.000 <br />
TEBESSÜM/CE: 5.000  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selamun aleyküm<br />
<br />
Arkadaşlar ramazan için salavat kampanyamız başlamıştır. Buyrun inşAllah.. <br />
<br />
Esra: 5.000<br />
TEBESSÜM/CE: 1.000 okundu<br />
merve_kardeş: 2.000<br />
Memduha: 5.000 <br />
TEBESSÜM/CE: 5.000  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sitemizin büyük başarısı için tüm yönetici ve üyelerimize teşekkür ediyorum?!!!!]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=630</link>
			<pubDate>Wed, 03 Sep 2008 10:46:07 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=630</guid>
			<description><![CDATA[Net aleminde bulunduğum uzun süre içinde pek çok site hazırlardım,bunlardan pek çoğu uzun zamanlar sonra güzel yerlere geldiler,aslında bu işin sırrı ekip çalışmasından geçiyor,sürekli güncel olmak ve üyelerin forumda buna bağlı olarak daha fazla kalması google arama motorundaki yerimizi yükseltiyor...<br />
<br />
<br />
Açıkçası çok fazla ilgilenemedim forumumuzla,alt yapısı tamamen değiştikten sonra üzerime çöken rehavetten olsa gerek kendi haline bıraktım,ama sizler hep çalışıp uğraştınız...<br />
<br />
Şimdi sitemize yeni bir yüz kazandırmak istiyorum,onun içinde yeni bir tema ile yola koyulabiliriz arkadaşlar,tamamen size bağlı bir durum...<br />
<br />
<br />
Şimdi altta verdiğim adresteki temalardan her hangi birini seçebilir veya benim seçtiğim temayı oylayabilir yada mevcut temamızda karar kılabilirsiniz?<br />
<br />
Benim şahsen en çok sevdiğim temaBu Adresteki temadır...<br />
<br />
Sizler de BU adresten kendi seçtiğiniz bir temayı seçenek olarak sunabilirsiniz?!....<br />
<br />
<br />
Bizde sitemizin Google arama motorunda 2 nci sıraya çıkmasının şerefine tamamen yeni bir yüzle yola devam edebiliriz...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Net aleminde bulunduğum uzun süre içinde pek çok site hazırlardım,bunlardan pek çoğu uzun zamanlar sonra güzel yerlere geldiler,aslında bu işin sırrı ekip çalışmasından geçiyor,sürekli güncel olmak ve üyelerin forumda buna bağlı olarak daha fazla kalması google arama motorundaki yerimizi yükseltiyor...<br />
<br />
<br />
Açıkçası çok fazla ilgilenemedim forumumuzla,alt yapısı tamamen değiştikten sonra üzerime çöken rehavetten olsa gerek kendi haline bıraktım,ama sizler hep çalışıp uğraştınız...<br />
<br />
Şimdi sitemize yeni bir yüz kazandırmak istiyorum,onun içinde yeni bir tema ile yola koyulabiliriz arkadaşlar,tamamen size bağlı bir durum...<br />
<br />
<br />
Şimdi altta verdiğim adresteki temalardan her hangi birini seçebilir veya benim seçtiğim temayı oylayabilir yada mevcut temamızda karar kılabilirsiniz?<br />
<br />
Benim şahsen en çok sevdiğim temaBu Adresteki temadır...<br />
<br />
Sizler de BU adresten kendi seçtiğiniz bir temayı seçenek olarak sunabilirsiniz?!....<br />
<br />
<br />
Bizde sitemizin Google arama motorunda 2 nci sıraya çıkmasının şerefine tamamen yeni bir yüzle yola devam edebiliriz...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Elfu Elfi Salatin ve Elfu Elfi Selamin Aleyke, ya Resulallah]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=629</link>
			<pubDate>Wed, 03 Sep 2008 02:09:47 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=629</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
    Salavat, Peygambere bağlılığın, muhabbetin ve teslimiyetin bir ikrarıdır. Bunun devamı gelmelidir. Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflerden anlaşıldığına göre Peygamberimize Salavat-ı Şerife getirmenin bir çok faydası vardır. Salavat getirmenin faziletlerini şöyle sıralayabiliriz. <br />
<br />
1-"Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salavat getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin. Allah ve Resulünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır. " Ahzab suresi, 56-57.<br />
<br />
Bu ayeti kerimeye göre Allah'ın emrine itaattir.<br />
<br />
2-Salavat, günahların affına vesiledir.<br />
<br />
3-Peygamberimiz(s.a.v)'e yakın olmanın en güzel ve en kolay yoludur.<br />
<br />
    4-Peygamberimiz de kendisine salavat getirene mukabelede bulunur.<br />
<br />
    5-Her salavat getirenin ismi Peygamberimize arz edilir.<br />
<br />
    6-Salavat okuyan kimse, Allah ve Resulünün muhabbetini diğer muhabbetlere tercih eder. Onun ahlakı ile ahlaklanmada seviye alır, kötü ahlaktan kurtulur, fazilete erer.<br />
<br />
    7-Allah'ın rahmetinin üzerine inmesine vesile olur.<br />
<br />
    8-Salavat, unutulan bir sözün hatırlanmasına vesile olur.<br />
<br />
   9-Salavat, duanın kabulüne vesiledir.<br />
<br />
    10-Yine salavat, kıyametin o zor günde, arşın gölgesinde gölgelenmeye vesiledir. <br />
<br />
     Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur:   Kıyamet gününde üç kişi, Allah'ın arşının gölgesinde gölgelenir:<br />
<br />
    1-Üzüntülü kişinin sıkıntısını teselli eden kişi, <br />
    2-Benim sünnetimi ihya eden kimse, <br />
    3-Benim üzerime çok çok salavat eden kimse, <br />
<br />
      Allah Resulü(s.a.v.) buyuruyor: ""Dua ile sema arasında bir engel vardır.Üzerime salavat getirilince engel açılır, DUA YERİNE ULAŞIR."<br />
<br />
   ""Üzerime bir günde bin defa salavat getiren kimseye cennetteki makamı gösterilmedikçe ölmez."<br />
<br />
    ""Bana en yakın olanlar, üzerime en çok salavat getirenler olacaktır."<br />
<br />
    ""Her kim, farz namazını kıldıktan sonra bana on defa salevat okursa, Allah Teala, onun namazını kabul buyurur. Onun bu namazını Adem'e secde eden meleklerden daha üstün meleklerin makamı olan İlliyyine ulaştırır.O makamdan bir melek şöyle seslenir: -Artık dileğin neyse dile, her dileğin yerine getirilecektir."<br />
<br />
        "Vefatımdan sonra sizden kim bana selam gönderirse Cebrail(a.s.) gelir ve bana şöyle der: -Ya Muhammed! Ümmetimden falan kimsenin sana selamı var.Bana karşılık ben şöyle selam alırım: -Benden de ona selam olsun.Ayrıca onun için Allah'tan rahmet ve bereket diliyorum."<br />
<br />
      ""Kim altından kalkamayacağı güç bir işle karşı karşıya gelirse, üzerime çok çok salavatı şerife getirsin.Çünkü Allahü Teala, üzerime getirilen salavat-ı şerife sebebi ile onun sıkıntılarını, kederlerini giderir, rızkını çoğaltır, Allah'ın yardımı ile muradına nail olur."<br />
<br />
      ""Kıyamet gününde, katımda insanların en değerlisi, bana en çok salatü selam getirenlerdir."<br />
<br />
      Allah Resulü(s.a.v.) buyuruyor:    ""İsmimi duyunca salavat getirmeyen insanların en cimrisidir." <br />
<br />
     "Adımı duyunca salavat getirmeyen, insanların en acizidir." <br />
<br />
    "Üzerime salavat getirmeden dağılan bir topluluk pişman olacaklardır." <br />
<br />
    "Adımı duyunca salavat getirmeyen, insanların en acizidir." <br />
<br />
    "Üzerime salavat getirmeden dağılan bir topluluk pişman olacaklardır." <br />
<br />
    "Adımı duyunca salavat getirmeyen, yüzü koyun sürünsün." <br />
<br />
    "Üç kişi yüzümü göremeyecektir.Ana babasına isyan eden, sünnetimi terk eden, üzerime salavat getirmeyen." <br />
<br />
    "Adımı işitip te salavat getirmeyen, sonu mutsuz kimsesizdir."<br />
<br />
    "Cuma günü ve geceleri üzerime yüz defa salavat getirenin Allah Teala otuzu dünyaya, yetmişi ahirete ait olmak üzere yüz hacetini kabul eder."<br />
<br />
    "Sırat üzerinde kalmış hurma yaprağı gibi tirtir titreyen bir adam gördüm. O anda üzerime getirdiği salavat-ı şerife gelip bu durumdan onu kurtardı."<br />
<br />
    "Meclislerinizi salavat ile süsleyiniz."<br />
<br />
     "Cuma günü üzerime seksen defa salavat getirenin seksen senelik günahı affolunur."<br />
<br />
    "Karşılaşan iki mü'min salavat getirerek musafaha ederlerse, geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır."<br />
<br />
     "Üzerime yüz defa salavat getirene, Allah(c.c.) bin defa rahmet nazarı ile bakar.İştiyakla daha fazla getiren için kıyamet gününde şefaat ve şahitlik ederim."<br />
<br />
    "Üzerime salavat getirirseniz, Allah ta sizin üzerinize salavat getirir."<br />
<br />
     "Cuma günü kim bana seksen kere salat getirirse seksen yıllık günahı bağışlanır.Kim de günde beş yüz defa bana salavat getirirse asla kimseye muhtaç olmaz."<br />
<br />
     "Muhammed isminin anıldığı yerde, işten kimse hemen kendine gelip baş parmağı ile yanındaki parmağını gözlerine sürüp üzerinde gezdirirse, artık o kimse hiç göz ağrısı görmez, onun gözlerine zarar gelmez."<br />
<br />
     "Eğer kalplerin öldüğü gün kalbinin ölmesini istemiyorsan, bir günde on defa şu ilahi isimleri oku: "Ya Hayyu ya Kayyum" Sonra hiç yorulmadan bana her gün salavat getir."<br />
<br />
     Hazreti Aişe(r.anha) validemiz şöyle buyuruyorlar: "-Bir hacet gidermenin anahtarı, hacet arz etmeden önce sunulan hediyedir." Sözlerine devam ederek: "Allah'a hamd ü senada bulunarak O'nun rızasını almış oluruz. Efendimiz(s.a.v)'e salat ve selamda bulunursak o hacetin gerçekleşmesinde, Allah katında bizlere şefaat ve yardımını sağlamış oluruz.<br />
<br />
     Zira Hakk Teala Kitabı'nda şöyle buyururyor: "Allah'a yaklaşmak için vesileler arayın." Salavat getirmenin fazileti hakkında İmam-ı Şarani Hazretleri şöyle buyuruyorlar: "-Büyük veli Aliyyül Havass'ın şöyle konuştuğunu duymuştum": "Allah'tan bir şey isteyeceğiniz zaman,Allah Resulü(s.a.v.)'in adıyla o şeyi isteyiniz ve şöyle dua ediniz": "Ey Allah'ım! Sevgili Peygamber'in Muhammed Mustafa(s.a.v.) hürmetine senden şunu isterim." Şeklinde dileğinizi arz ediniz. Çünkü Allah'ın bir meleği vardır ki, bu isteğinizi anında Efendimiz (s.a.v.)'e bildirir ve O'na: "Filanca kişi, şu haceti için senin Allah katında aracı olmanı istemektedir." der. Hazreti Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in dua ve istekleri Allah Teala tarafından geri çevrilmez."<br />
<br />
      Peygamber (s.a.v.)'e salat getirmek, aynı zamanda cennette onunla buluşup sohbet etmeyi sağlar. Şeytan çok ibadetlere el uzatır, lakin salavatı şerifeye el uzatamaz. Çünkü Ruhaniyet-i Peygamberi, salavat-ı şerife getirilen yerde bulunur. Hazreti Peygamber'in feyz ve ruhaniyetinden istifade etmek için mübarek salavat-ı şerifeler iştiyakla çokça okunmalıdır.Emeği az,derecesi çok yücedir.  Dileği olan bir kimse ihlaslı kalp ile Resulü Ekrem(s.a.v.)'in üzerine 1000 defa salat ü selam getirirse, Allah onun dileğini yerine getirir.<br />
<br />
<br />
                                              Ali Faik Yurtöven Efendi/Feyz Dergisi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
    Salavat, Peygambere bağlılığın, muhabbetin ve teslimiyetin bir ikrarıdır. Bunun devamı gelmelidir. Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflerden anlaşıldığına göre Peygamberimize Salavat-ı Şerife getirmenin bir çok faydası vardır. Salavat getirmenin faziletlerini şöyle sıralayabiliriz. <br />
<br />
1-"Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salavat getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin. Allah ve Resulünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır. " Ahzab suresi, 56-57.<br />
<br />
Bu ayeti kerimeye göre Allah'ın emrine itaattir.<br />
<br />
2-Salavat, günahların affına vesiledir.<br />
<br />
3-Peygamberimiz(s.a.v)'e yakın olmanın en güzel ve en kolay yoludur.<br />
<br />
    4-Peygamberimiz de kendisine salavat getirene mukabelede bulunur.<br />
<br />
    5-Her salavat getirenin ismi Peygamberimize arz edilir.<br />
<br />
    6-Salavat okuyan kimse, Allah ve Resulünün muhabbetini diğer muhabbetlere tercih eder. Onun ahlakı ile ahlaklanmada seviye alır, kötü ahlaktan kurtulur, fazilete erer.<br />
<br />
    7-Allah'ın rahmetinin üzerine inmesine vesile olur.<br />
<br />
    8-Salavat, unutulan bir sözün hatırlanmasına vesile olur.<br />
<br />
   9-Salavat, duanın kabulüne vesiledir.<br />
<br />
    10-Yine salavat, kıyametin o zor günde, arşın gölgesinde gölgelenmeye vesiledir. <br />
<br />
     Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur:   Kıyamet gününde üç kişi, Allah'ın arşının gölgesinde gölgelenir:<br />
<br />
    1-Üzüntülü kişinin sıkıntısını teselli eden kişi, <br />
    2-Benim sünnetimi ihya eden kimse, <br />
    3-Benim üzerime çok çok salavat eden kimse, <br />
<br />
      Allah Resulü(s.a.v.) buyuruyor: ""Dua ile sema arasında bir engel vardır.Üzerime salavat getirilince engel açılır, DUA YERİNE ULAŞIR."<br />
<br />
   ""Üzerime bir günde bin defa salavat getiren kimseye cennetteki makamı gösterilmedikçe ölmez."<br />
<br />
    ""Bana en yakın olanlar, üzerime en çok salavat getirenler olacaktır."<br />
<br />
    ""Her kim, farz namazını kıldıktan sonra bana on defa salevat okursa, Allah Teala, onun namazını kabul buyurur. Onun bu namazını Adem'e secde eden meleklerden daha üstün meleklerin makamı olan İlliyyine ulaştırır.O makamdan bir melek şöyle seslenir: -Artık dileğin neyse dile, her dileğin yerine getirilecektir."<br />
<br />
        "Vefatımdan sonra sizden kim bana selam gönderirse Cebrail(a.s.) gelir ve bana şöyle der: -Ya Muhammed! Ümmetimden falan kimsenin sana selamı var.Bana karşılık ben şöyle selam alırım: -Benden de ona selam olsun.Ayrıca onun için Allah'tan rahmet ve bereket diliyorum."<br />
<br />
      ""Kim altından kalkamayacağı güç bir işle karşı karşıya gelirse, üzerime çok çok salavatı şerife getirsin.Çünkü Allahü Teala, üzerime getirilen salavat-ı şerife sebebi ile onun sıkıntılarını, kederlerini giderir, rızkını çoğaltır, Allah'ın yardımı ile muradına nail olur."<br />
<br />
      ""Kıyamet gününde, katımda insanların en değerlisi, bana en çok salatü selam getirenlerdir."<br />
<br />
      Allah Resulü(s.a.v.) buyuruyor:    ""İsmimi duyunca salavat getirmeyen insanların en cimrisidir." <br />
<br />
     "Adımı duyunca salavat getirmeyen, insanların en acizidir." <br />
<br />
    "Üzerime salavat getirmeden dağılan bir topluluk pişman olacaklardır." <br />
<br />
    "Adımı duyunca salavat getirmeyen, insanların en acizidir." <br />
<br />
    "Üzerime salavat getirmeden dağılan bir topluluk pişman olacaklardır." <br />
<br />
    "Adımı duyunca salavat getirmeyen, yüzü koyun sürünsün." <br />
<br />
    "Üç kişi yüzümü göremeyecektir.Ana babasına isyan eden, sünnetimi terk eden, üzerime salavat getirmeyen." <br />
<br />
    "Adımı işitip te salavat getirmeyen, sonu mutsuz kimsesizdir."<br />
<br />
    "Cuma günü ve geceleri üzerime yüz defa salavat getirenin Allah Teala otuzu dünyaya, yetmişi ahirete ait olmak üzere yüz hacetini kabul eder."<br />
<br />
    "Sırat üzerinde kalmış hurma yaprağı gibi tirtir titreyen bir adam gördüm. O anda üzerime getirdiği salavat-ı şerife gelip bu durumdan onu kurtardı."<br />
<br />
    "Meclislerinizi salavat ile süsleyiniz."<br />
<br />
     "Cuma günü üzerime seksen defa salavat getirenin seksen senelik günahı affolunur."<br />
<br />
    "Karşılaşan iki mü'min salavat getirerek musafaha ederlerse, geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır."<br />
<br />
     "Üzerime yüz defa salavat getirene, Allah(c.c.) bin defa rahmet nazarı ile bakar.İştiyakla daha fazla getiren için kıyamet gününde şefaat ve şahitlik ederim."<br />
<br />
    "Üzerime salavat getirirseniz, Allah ta sizin üzerinize salavat getirir."<br />
<br />
     "Cuma günü kim bana seksen kere salat getirirse seksen yıllık günahı bağışlanır.Kim de günde beş yüz defa bana salavat getirirse asla kimseye muhtaç olmaz."<br />
<br />
     "Muhammed isminin anıldığı yerde, işten kimse hemen kendine gelip baş parmağı ile yanındaki parmağını gözlerine sürüp üzerinde gezdirirse, artık o kimse hiç göz ağrısı görmez, onun gözlerine zarar gelmez."<br />
<br />
     "Eğer kalplerin öldüğü gün kalbinin ölmesini istemiyorsan, bir günde on defa şu ilahi isimleri oku: "Ya Hayyu ya Kayyum" Sonra hiç yorulmadan bana her gün salavat getir."<br />
<br />
     Hazreti Aişe(r.anha) validemiz şöyle buyuruyorlar: "-Bir hacet gidermenin anahtarı, hacet arz etmeden önce sunulan hediyedir." Sözlerine devam ederek: "Allah'a hamd ü senada bulunarak O'nun rızasını almış oluruz. Efendimiz(s.a.v)'e salat ve selamda bulunursak o hacetin gerçekleşmesinde, Allah katında bizlere şefaat ve yardımını sağlamış oluruz.<br />
<br />
     Zira Hakk Teala Kitabı'nda şöyle buyururyor: "Allah'a yaklaşmak için vesileler arayın." Salavat getirmenin fazileti hakkında İmam-ı Şarani Hazretleri şöyle buyuruyorlar: "-Büyük veli Aliyyül Havass'ın şöyle konuştuğunu duymuştum": "Allah'tan bir şey isteyeceğiniz zaman,Allah Resulü(s.a.v.)'in adıyla o şeyi isteyiniz ve şöyle dua ediniz": "Ey Allah'ım! Sevgili Peygamber'in Muhammed Mustafa(s.a.v.) hürmetine senden şunu isterim." Şeklinde dileğinizi arz ediniz. Çünkü Allah'ın bir meleği vardır ki, bu isteğinizi anında Efendimiz (s.a.v.)'e bildirir ve O'na: "Filanca kişi, şu haceti için senin Allah katında aracı olmanı istemektedir." der. Hazreti Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in dua ve istekleri Allah Teala tarafından geri çevrilmez."<br />
<br />
      Peygamber (s.a.v.)'e salat getirmek, aynı zamanda cennette onunla buluşup sohbet etmeyi sağlar. Şeytan çok ibadetlere el uzatır, lakin salavatı şerifeye el uzatamaz. Çünkü Ruhaniyet-i Peygamberi, salavat-ı şerife getirilen yerde bulunur. Hazreti Peygamber'in feyz ve ruhaniyetinden istifade etmek için mübarek salavat-ı şerifeler iştiyakla çokça okunmalıdır.Emeği az,derecesi çok yücedir.  Dileği olan bir kimse ihlaslı kalp ile Resulü Ekrem(s.a.v.)'in üzerine 1000 defa salat ü selam getirirse, Allah onun dileğini yerine getirir.<br />
<br />
<br />
                                              Ali Faik Yurtöven Efendi/Feyz Dergisi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[esselamün aleyküm]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=628</link>
			<pubDate>Wed, 03 Sep 2008 01:37:41 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=628</guid>
			<description><![CDATA[Esselamün aleyküm sevgili Senai Demirci.biz sakinleri<br />
<br />
ilk olarak Kıl Beni Ey Namaz eseriyle gönlümüzde sarsılmaz yer edinen Senai Hocamızın,ondan ziyade herbirimizi, okurken zaman zaman durup durup düşündüren ,hayrette bırakan ve elimizden tutup koşarcasına iç hesaplaşmaya götüren yazılarının, kitaplarının, şiirlerinin kısacası tüm eserlerinin sevenleriyle bir arada olmak ne buyuk mutluluk .<br />
Kendimizi bu anlamda; bu nimetlerden istifade edemeyen kardeşlerimizin yanında çok şanslı görüyorum.<br />
<br />
velhasılı "tanışma mesajı bu kadar uzun olmaz" diyen "ne bu ulusa seslenişmi yapıosun" die küçük bi espri patlatan  Esra ablamızın tavsiyesine kulak veriyor sözlerimi burda noktalarken hepinize sema dolusu sevgiler selamlar ve dualar sunuyorum kardeşlerim.:)<br />
<br />
<br />
hayırlı paylaşımlarda bulunmak ümidi ile.<br />
Selametle]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Esselamün aleyküm sevgili Senai Demirci.biz sakinleri<br />
<br />
ilk olarak Kıl Beni Ey Namaz eseriyle gönlümüzde sarsılmaz yer edinen Senai Hocamızın,ondan ziyade herbirimizi, okurken zaman zaman durup durup düşündüren ,hayrette bırakan ve elimizden tutup koşarcasına iç hesaplaşmaya götüren yazılarının, kitaplarının, şiirlerinin kısacası tüm eserlerinin sevenleriyle bir arada olmak ne buyuk mutluluk .<br />
Kendimizi bu anlamda; bu nimetlerden istifade edemeyen kardeşlerimizin yanında çok şanslı görüyorum.<br />
<br />
velhasılı "tanışma mesajı bu kadar uzun olmaz" diyen "ne bu ulusa seslenişmi yapıosun" die küçük bi espri patlatan  Esra ablamızın tavsiyesine kulak veriyor sözlerimi burda noktalarken hepinize sema dolusu sevgiler selamlar ve dualar sunuyorum kardeşlerim.:)<br />
<br />
<br />
hayırlı paylaşımlarda bulunmak ümidi ile.<br />
Selametle]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ahiret magazin servisi şşşttt akıllı ol anlamında...]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=627</link>
			<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 23:04:24 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=627</guid>
			<description><![CDATA[Ferhat kendi halinde bir insan, bunun yanında bir adam ve ayrıca bir sanatçıdır...İyidir hoştur ama onunda kendince kusurları vardır. Her ölümlü gibi o da günün birinde ölmüştür. Derken kıyamet kopmuş, mizan kurulmuş,. herkez gibi onun da hesabı görülmüş, eline Sınav Sonuç belgesi verilmiştir... Merakla sınav sonuç belgesine bakan Ferhat "Sınavı Kazandınız"... Yerleştirildiğiniz bölüm "Cennet" yazısını görünce tüm sevinme efektlerini çıkartıp, sevinme hareketlerini yaparak güle oynaya Cennete koşar...Kapıdaki görevli bir Ferhat a bir Sınav Sonuc belgesine bakar.<br />
Bizde seni bekliyorduk der ve bir adet saç telini Ferhatın eline uzatarak derhal burayı terk etmesini söyler.<br />
Onları anlamakta zorluk çeken Ferhat gaipten gelen "Cennete değişmem saçının telini" namelerin duyunca herşey kafasına dank eder, ve FERHAT GÖÇER....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ferhat kendi halinde bir insan, bunun yanında bir adam ve ayrıca bir sanatçıdır...İyidir hoştur ama onunda kendince kusurları vardır. Her ölümlü gibi o da günün birinde ölmüştür. Derken kıyamet kopmuş, mizan kurulmuş,. herkez gibi onun da hesabı görülmüş, eline Sınav Sonuç belgesi verilmiştir... Merakla sınav sonuç belgesine bakan Ferhat "Sınavı Kazandınız"... Yerleştirildiğiniz bölüm "Cennet" yazısını görünce tüm sevinme efektlerini çıkartıp, sevinme hareketlerini yaparak güle oynaya Cennete koşar...Kapıdaki görevli bir Ferhat a bir Sınav Sonuc belgesine bakar.<br />
Bizde seni bekliyorduk der ve bir adet saç telini Ferhatın eline uzatarak derhal burayı terk etmesini söyler.<br />
Onları anlamakta zorluk çeken Ferhat gaipten gelen "Cennete değişmem saçının telini" namelerin duyunca herşey kafasına dank eder, ve FERHAT GÖÇER....]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Üç adım..]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=626</link>
			<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 21:23:17 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=626</guid>
			<description><![CDATA[üç adım-mihrican keskin<br />
<br />
<br />
<br />
Hayat üç adım<br />
Doğulası ben<br />
Yaşanası ömrün<br />
Gidilesi cenazem<br />
<br />
Hayat üç adım<br />
Çığlığım<br />
Gülüşüm<br />
Susuşum<br />
<br />
Hayat üç adım<br />
Kundağım<br />
Dünyalığım<br />
Kefenim<br />
<br />
Hayat üç adım<br />
Gelişim<br />
Duruşum<br />
Gidişim<br />
<br />
Hayat üç adım<br />
Alışılmamış<br />
Alıştırılmış<br />
Alışkanlıklarım<br />
<br />
Hayat üç adım<br />
Emekledim<br />
Yürüdüm<br />
Öldüm<br />
<br />
Hayat üç adım<br />
Her an üçüncü adımlayım<br />
Üçüncü adım<br />
Ölümlü]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[üç adım-mihrican keskin<br />
<br />
<br />
<br />
Hayat üç adım<br />
Doğulası ben<br />
Yaşanası ömrün<br />
Gidilesi cenazem<br />
<br />
Hayat üç adım<br />
Çığlığım<br />
Gülüşüm<br />
Susuşum<br />
<br />
Hayat üç adım<br />
Kundağım<br />
Dünyalığım<br />
Kefenim<br />
<br />
Hayat üç adım<br />
Gelişim<br />
Duruşum<br />
Gidişim<br />
<br />
Hayat üç adım<br />
Alışılmamış<br />
Alıştırılmış<br />
Alışkanlıklarım<br />
<br />
Hayat üç adım<br />
Emekledim<br />
Yürüdüm<br />
Öldüm<br />
<br />
Hayat üç adım<br />
Her an üçüncü adımlayım<br />
Üçüncü adım<br />
Ölümlü]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ölüm Aşkımın Adı Olsun....]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=625</link>
			<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 17:40:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=625</guid>
			<description><![CDATA[Ölüm Aşkımın Adı olsun albümü çıkmış hayırlı olsun inşAllah çok güzel bi albüm hemen alın....<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ölüm Aşkımın Adı olsun albümü çıkmış hayırlı olsun inşAllah çok güzel bi albüm hemen alın....<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[EKREM DUMANLI:Ramazan'ın medya palyaçoları]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=624</link>
			<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 01:24:26 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=624</guid>
			<description><![CDATA[Ramazan'ın medya palyaçoları <br />
<br />
"Hatta oruç gibi, tutmayan insanlarda bile saygı uyandıran bir ibadet için cinsel içerikli sualler üretiliyor ve medya palyaçosu haline gelmiş birileri sahneye sürülüyor..."       <br />
<br />
Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ramazan'ın ilk gününde medyadaki Ramazan haberlerine değindi. <br />
<br />
Çatışma değil, barışma vesilesi <br />
<br />
Bugün mukaddes Ramazan ayının ilk günü. Rahmetin sağanak sağanak yağacağı bu güzel zaman diliminde insanlar, Allah'ın emrine uyarak aç kalacak, susuz kalacak; nefislerini terbiye edecek. <br />
<br />
Daha açıkçası insanlar melekleşecek, insanî zaaflardan sıyrılacak, sevgiyle, saygıyla, paylaşım duygusuyla dolup coşacak. Sahurlar ayrı bir zevk, teravihler ayrı bir heyecan, iftarlar ayrı bir coşkuya dönecek. Bütün insanların kardeş olduğu, açlık-susuzluk gibi ortak mahrumiyetlerle bir kez daha yâd edilecek, eşitlik duygusu en derin duygularla bir kez daha yaşanacak... <br />
<br />
Rahmet ve şefkatin dalga dalga toplumu kucakladığı bu muhteşem mevsime medyanın bigane kalması düşünülemez. Nitekim kalmıyor da. Ramazan sayfaları hazırlanıyor gazetelerde. İftar ve sahur programları düzenleniyor televizyonlarda. Yapılan çalışmalar boşa gitmiyor; okunuyor, seyrediliyor. Bu açıdan bakıldığında medyanın Ramazan boyunca halkla iyi iletişim kurduğunu söylemek bile mümkün. Hele bir de doğru ve güvenilir insanlar bilgi ve tecrübeleriyle programlara katılıyor, yazılar yazıyorsa, tadına doyulmuyor Ramazan sofralarının / programlarının... <br />
<br />
Ne var ki Ramazan boyunca insanlara ıstırap çektirenler de yok değil. Bazı medya kuruluşları ya da bazı medya mensupları halka Ramazan'ı zehir edecek bir şeyler yapmaya bayılıyor. Mesela "din adamı" sıfatıyla birilerini allayıp pullayan sonra da abuk sabuk mevzularla insanların ibadetteki huşu ve ta'zimini hafife alanlar çıkıyor. <br />
<br />
Yıllardır yazılıp çizilir; denize girmek orucu bozar mı diye. Ya da sakız çiğnemek oruca zarar verir mi diye bir soru atılır. Şimdi de bilmem ne bandını koluna yapıştıran ve böylece zayıflayan (!) birisinin orucunun bozulup bozulmadığını soranlar var. Hatta oruç gibi, tutmayan insanlarda bile saygı uyandıran bir ibadet için cinsel içerikli sualler üretiliyor ve medya palyaçosu haline gelmiş birileri sahneye sürülüyor... <br />
<br />
Ayıp oluyor! Ramazan, kutsal bir ay. Oruç saygı gerektiren bir ibadet. Tutmayanı kınamak, onunla alay etmek, onu küçük düşürmek ne kadar büyük bir hata ve günahsa, oruçlu insanları taciz edecek, onları rencide edecek şekilde yayınlar yapmak da o kadar büyük bir yanlıştır. Sonuçta bu ülkede yüzlerce yıldır beraber yaşıyor insanlar. Saygıyla, sevgiyle, anlayışla, empatiyle hayatı sürdürmek gerekiyor... <br />
<br />
Medyada bir başka yanlış yaklaşım daha var: Ramazan boyunca irtica haberi derlemek. Hastalık derecesinde bazı meslektaşlarımızın içine sinmiş bu habercilik (!) anlayışı. Birileri ne yapıp ediyor, oruçlu insanların oruçsuz insanlara "baskı" yaptığını, hatta dövdüğünü söylüyor. Ve maalesef bunların neredeyse tamamı yalan haber çıkıyor. "Sahurda adam dövdüler" diye oruçlu insanlar hedef gösterildi. Sonra anlaşıldı ki gece kulübünden çıkanlar kendi aralarında kavga edip karakola düşmüşler. Falan üniversitede oruçlu gençler, oruçsuzları dövdü, dereye attı diye feryadı bastı bazı gazeteler. Sonra ortaya çıktı ki kavga "kız meselesi"nden dolayı yapılmış. Örnek çok... <br />
<br />
Öteden beri şunu ısrarla söylüyoruz: Ramazan ayını irtica haberine dair bir zaman dilimi olarak görmek çok vahim bir hatadır. İstenmedik bir olay yaşanamaz mı? Tabii ki yaşanabilir. Densizin biri "ham yobaz, kaba softa" tabirini hak edecek bir şekilde oruç tutmayan insanlara karşı saygısız bir davranışta bulunabilir. Bunu genellemek, oruç tutmayı "tehlikeli bir gelişme" gibi göstermek vs. yanlış! Çünkü bu güzel toplumdaki karşılıklı saygı kültürünü yok etmemek gerekiyor. Ayrıca, yukarıda bahsettiğim saygı fukaralığı oruçsuz insanlardan oruçlu insanlara karşı da sergilenebilir. Nitekim oluyor da. Oruç tutmayan bir adam kalkıp kaba saba bir davranış gösterdi diye bütün insanları taciz etmenin bir anlamı var mı? <br />
<br />
Ramazan boyunca insanlar birbirini daha yürekten tanıyacak; açlığın, susuzluğun, mahrumiyetin tadını hep beraber hazzedecek ve yokluğun bağrında varlığın lezzetini duyacak. Böyle insanî bir yükselişin eteklerinden tutup aşağıya doğru çekmeye çalışan, bütün ruhanî tırmanışlardan mahrum kalır. Ramazan, bağışlama, affetme, barışma, hoş görme, sabretme mevsimidir; ona gölge düşürmeye çalışan kendi kendini karanlık bir dehlize hapseder. En iyisi böyle güzel bir dönemde duyarlı yayınlar yapmak, toplumsal barışın zirve yaptığı bu güzel sürece katkıda bulunmaktır. Bu nedenle medya Ramazan ayını çatışma değil barışma vesilesi olarak görmeli; barışmak, önce kendisiyle barışmakla başlayan, sonra toplumla devam eden bir süreçtir. Kaçırmamak lazım bu tarihî fırsat(lar)ı... <br />
<br />
Ramazan sayfası yetmeyince... <br />
<br />
Her yıl Ramazan'a mahsus sayfalar hazırlıyoruz. Hepsi de cıvıl cıvıl. İçinde itikat ve ibadete dair aydınlatıcı bilgiler bulunuyor. Ramazan boyunca karşılaşılan sorulara da cevaplar veriliyor. Yıllardır o sayfaların nasıl bir iştiyakla okunduğunu; hatta kesilip arşivlendiğini biliyoruz. Ancak bu kadar değer verilen Ramazan sayfalarının az geldiğine dair şikayetlere geçmiş yıllarda karşılık verememiştik. Bu sene yeni uygulama yaparak sizden gelen talepleri karşılamaya çalışacağız. Ramazan'daki yayınlarımızın daha doyurucu ve kalıcı olması için hummalı bir çalışma ortaya koyan arkadaşlarımız, sadece bu mübarek ayda yayınlayacağımız bir ilave hazırladı. Cuma günleri yayınlanacak olan Ramazan Zamanı adı verilen bu güzel ekte, mukaddes dinimiz İslam'a dair aydınlatıcı bilgiler, günlük hayatta karşılaştığımız sorulara pratik cevaplar, hatıralar ve röportajlar bulunuyor. Serhat Şeftali başkanlığındaki ekibimize yayın servislerimizden büyük destek geldi ve karşımıza şirin bir ek çıktı. Seveceğinizden eminim. Emeği geçen arkadaşları kutluyorum... <br />
<br />
Hiç olmazsa bu kadarcık hassasiyet <br />
<br />
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti hafta içinde üyelerine bir duyuruda bulundu. ICFJ (International Center For Journalist) adlı kuruluş önemli bir proje davetinde bulunuyormuş. Uluslararası Gazeteciler Merkezi (ICFJ) İstanbul'da 14-16 Aralık tarihlerinde bir program yapacakmış. "Medyada İnanç; İslam ve Diğer Dinlerle İlgili Haberlerin Kalitesini Artırmak" başlıklı konferans için Türkiye'de proje başvuruları beklediğini söylüyorlarmış. İstanbul'da yapılacak konferans için seçilen dört projeye fon sağlanacağını, proje sahiplerinin Amerika'da gazetecilerle bir araya geleceğini, iki kişilik proje ekipleri oluşturacağını bizim Gazeteciler Cemiyeti'nin duyurusundan öğreniyoruz. <br />
<br />
Başlığa bir daha bakar mısınız lütfen: "Medyada İnanç: İslam ve Diğer Dinlerle İlgili Haberlerin Kalitesini Artırmak". Neden böyle bir konu seçiliyor dersiniz? Çünkü bu konularda yapılan haberlerde "kalite" eksikliği gözden kaçmıyor. Dünyada bu böyle de, Türkiye'de farklı mı? Maalesef hayır! Dinî konularda yapılan haberlerin paçalarından cehalet damlıyor. Medyanın belli bir bölümü ne farz biliyor ne sünnet! Mekruhu, haramı, mendubu, müstehabı zaten bilen çok az. Tarikat nedir, hakikat neye dair, tasavvufun inceliği ile spiritüalist akımlar arasındaki büyük farklar nelerdir?.. İşin özünde bilgi eksikliği olunca, dinî konular ya siyasileştiriliyor veya magazinleştiriliyor. Ve maalesef hâlâ koca koca gazete ve TV'ler dinî konuda uzman bir editör bile çalıştırmıyor. İslamiyet'le ilgili haberin kalitesi dünyada artırılmalı; ama en çok bu ülkede çıta yükseklere konulmalı!..  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ramazan'ın medya palyaçoları <br />
<br />
"Hatta oruç gibi, tutmayan insanlarda bile saygı uyandıran bir ibadet için cinsel içerikli sualler üretiliyor ve medya palyaçosu haline gelmiş birileri sahneye sürülüyor..."       <br />
<br />
Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ramazan'ın ilk gününde medyadaki Ramazan haberlerine değindi. <br />
<br />
Çatışma değil, barışma vesilesi <br />
<br />
Bugün mukaddes Ramazan ayının ilk günü. Rahmetin sağanak sağanak yağacağı bu güzel zaman diliminde insanlar, Allah'ın emrine uyarak aç kalacak, susuz kalacak; nefislerini terbiye edecek. <br />
<br />
Daha açıkçası insanlar melekleşecek, insanî zaaflardan sıyrılacak, sevgiyle, saygıyla, paylaşım duygusuyla dolup coşacak. Sahurlar ayrı bir zevk, teravihler ayrı bir heyecan, iftarlar ayrı bir coşkuya dönecek. Bütün insanların kardeş olduğu, açlık-susuzluk gibi ortak mahrumiyetlerle bir kez daha yâd edilecek, eşitlik duygusu en derin duygularla bir kez daha yaşanacak... <br />
<br />
Rahmet ve şefkatin dalga dalga toplumu kucakladığı bu muhteşem mevsime medyanın bigane kalması düşünülemez. Nitekim kalmıyor da. Ramazan sayfaları hazırlanıyor gazetelerde. İftar ve sahur programları düzenleniyor televizyonlarda. Yapılan çalışmalar boşa gitmiyor; okunuyor, seyrediliyor. Bu açıdan bakıldığında medyanın Ramazan boyunca halkla iyi iletişim kurduğunu söylemek bile mümkün. Hele bir de doğru ve güvenilir insanlar bilgi ve tecrübeleriyle programlara katılıyor, yazılar yazıyorsa, tadına doyulmuyor Ramazan sofralarının / programlarının... <br />
<br />
Ne var ki Ramazan boyunca insanlara ıstırap çektirenler de yok değil. Bazı medya kuruluşları ya da bazı medya mensupları halka Ramazan'ı zehir edecek bir şeyler yapmaya bayılıyor. Mesela "din adamı" sıfatıyla birilerini allayıp pullayan sonra da abuk sabuk mevzularla insanların ibadetteki huşu ve ta'zimini hafife alanlar çıkıyor. <br />
<br />
Yıllardır yazılıp çizilir; denize girmek orucu bozar mı diye. Ya da sakız çiğnemek oruca zarar verir mi diye bir soru atılır. Şimdi de bilmem ne bandını koluna yapıştıran ve böylece zayıflayan (!) birisinin orucunun bozulup bozulmadığını soranlar var. Hatta oruç gibi, tutmayan insanlarda bile saygı uyandıran bir ibadet için cinsel içerikli sualler üretiliyor ve medya palyaçosu haline gelmiş birileri sahneye sürülüyor... <br />
<br />
Ayıp oluyor! Ramazan, kutsal bir ay. Oruç saygı gerektiren bir ibadet. Tutmayanı kınamak, onunla alay etmek, onu küçük düşürmek ne kadar büyük bir hata ve günahsa, oruçlu insanları taciz edecek, onları rencide edecek şekilde yayınlar yapmak da o kadar büyük bir yanlıştır. Sonuçta bu ülkede yüzlerce yıldır beraber yaşıyor insanlar. Saygıyla, sevgiyle, anlayışla, empatiyle hayatı sürdürmek gerekiyor... <br />
<br />
Medyada bir başka yanlış yaklaşım daha var: Ramazan boyunca irtica haberi derlemek. Hastalık derecesinde bazı meslektaşlarımızın içine sinmiş bu habercilik (!) anlayışı. Birileri ne yapıp ediyor, oruçlu insanların oruçsuz insanlara "baskı" yaptığını, hatta dövdüğünü söylüyor. Ve maalesef bunların neredeyse tamamı yalan haber çıkıyor. "Sahurda adam dövdüler" diye oruçlu insanlar hedef gösterildi. Sonra anlaşıldı ki gece kulübünden çıkanlar kendi aralarında kavga edip karakola düşmüşler. Falan üniversitede oruçlu gençler, oruçsuzları dövdü, dereye attı diye feryadı bastı bazı gazeteler. Sonra ortaya çıktı ki kavga "kız meselesi"nden dolayı yapılmış. Örnek çok... <br />
<br />
Öteden beri şunu ısrarla söylüyoruz: Ramazan ayını irtica haberine dair bir zaman dilimi olarak görmek çok vahim bir hatadır. İstenmedik bir olay yaşanamaz mı? Tabii ki yaşanabilir. Densizin biri "ham yobaz, kaba softa" tabirini hak edecek bir şekilde oruç tutmayan insanlara karşı saygısız bir davranışta bulunabilir. Bunu genellemek, oruç tutmayı "tehlikeli bir gelişme" gibi göstermek vs. yanlış! Çünkü bu güzel toplumdaki karşılıklı saygı kültürünü yok etmemek gerekiyor. Ayrıca, yukarıda bahsettiğim saygı fukaralığı oruçsuz insanlardan oruçlu insanlara karşı da sergilenebilir. Nitekim oluyor da. Oruç tutmayan bir adam kalkıp kaba saba bir davranış gösterdi diye bütün insanları taciz etmenin bir anlamı var mı? <br />
<br />
Ramazan boyunca insanlar birbirini daha yürekten tanıyacak; açlığın, susuzluğun, mahrumiyetin tadını hep beraber hazzedecek ve yokluğun bağrında varlığın lezzetini duyacak. Böyle insanî bir yükselişin eteklerinden tutup aşağıya doğru çekmeye çalışan, bütün ruhanî tırmanışlardan mahrum kalır. Ramazan, bağışlama, affetme, barışma, hoş görme, sabretme mevsimidir; ona gölge düşürmeye çalışan kendi kendini karanlık bir dehlize hapseder. En iyisi böyle güzel bir dönemde duyarlı yayınlar yapmak, toplumsal barışın zirve yaptığı bu güzel sürece katkıda bulunmaktır. Bu nedenle medya Ramazan ayını çatışma değil barışma vesilesi olarak görmeli; barışmak, önce kendisiyle barışmakla başlayan, sonra toplumla devam eden bir süreçtir. Kaçırmamak lazım bu tarihî fırsat(lar)ı... <br />
<br />
Ramazan sayfası yetmeyince... <br />
<br />
Her yıl Ramazan'a mahsus sayfalar hazırlıyoruz. Hepsi de cıvıl cıvıl. İçinde itikat ve ibadete dair aydınlatıcı bilgiler bulunuyor. Ramazan boyunca karşılaşılan sorulara da cevaplar veriliyor. Yıllardır o sayfaların nasıl bir iştiyakla okunduğunu; hatta kesilip arşivlendiğini biliyoruz. Ancak bu kadar değer verilen Ramazan sayfalarının az geldiğine dair şikayetlere geçmiş yıllarda karşılık verememiştik. Bu sene yeni uygulama yaparak sizden gelen talepleri karşılamaya çalışacağız. Ramazan'daki yayınlarımızın daha doyurucu ve kalıcı olması için hummalı bir çalışma ortaya koyan arkadaşlarımız, sadece bu mübarek ayda yayınlayacağımız bir ilave hazırladı. Cuma günleri yayınlanacak olan Ramazan Zamanı adı verilen bu güzel ekte, mukaddes dinimiz İslam'a dair aydınlatıcı bilgiler, günlük hayatta karşılaştığımız sorulara pratik cevaplar, hatıralar ve röportajlar bulunuyor. Serhat Şeftali başkanlığındaki ekibimize yayın servislerimizden büyük destek geldi ve karşımıza şirin bir ek çıktı. Seveceğinizden eminim. Emeği geçen arkadaşları kutluyorum... <br />
<br />
Hiç olmazsa bu kadarcık hassasiyet <br />
<br />
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti hafta içinde üyelerine bir duyuruda bulundu. ICFJ (International Center For Journalist) adlı kuruluş önemli bir proje davetinde bulunuyormuş. Uluslararası Gazeteciler Merkezi (ICFJ) İstanbul'da 14-16 Aralık tarihlerinde bir program yapacakmış. "Medyada İnanç; İslam ve Diğer Dinlerle İlgili Haberlerin Kalitesini Artırmak" başlıklı konferans için Türkiye'de proje başvuruları beklediğini söylüyorlarmış. İstanbul'da yapılacak konferans için seçilen dört projeye fon sağlanacağını, proje sahiplerinin Amerika'da gazetecilerle bir araya geleceğini, iki kişilik proje ekipleri oluşturacağını bizim Gazeteciler Cemiyeti'nin duyurusundan öğreniyoruz. <br />
<br />
Başlığa bir daha bakar mısınız lütfen: "Medyada İnanç: İslam ve Diğer Dinlerle İlgili Haberlerin Kalitesini Artırmak". Neden böyle bir konu seçiliyor dersiniz? Çünkü bu konularda yapılan haberlerde "kalite" eksikliği gözden kaçmıyor. Dünyada bu böyle de, Türkiye'de farklı mı? Maalesef hayır! Dinî konularda yapılan haberlerin paçalarından cehalet damlıyor. Medyanın belli bir bölümü ne farz biliyor ne sünnet! Mekruhu, haramı, mendubu, müstehabı zaten bilen çok az. Tarikat nedir, hakikat neye dair, tasavvufun inceliği ile spiritüalist akımlar arasındaki büyük farklar nelerdir?.. İşin özünde bilgi eksikliği olunca, dinî konular ya siyasileştiriliyor veya magazinleştiriliyor. Ve maalesef hâlâ koca koca gazete ve TV'ler dinî konuda uzman bir editör bile çalıştırmıyor. İslamiyet'le ilgili haberin kalitesi dünyada artırılmalı; ama en çok bu ülkede çıta yükseklere konulmalı!..  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Program İzlenimlerimiz,Öğrendiklerimiz..]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=623</link>
			<pubDate>Mon, 01 Sep 2008 18:05:51 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=623</guid>
			<description><![CDATA[Esselamu aleyküm..<br />
Hadi başlayalım neler gördük,neler öğrendik?<br />
Vira bismillah,kelamlar fora..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Esselamu aleyküm..<br />
Hadi başlayalım neler gördük,neler öğrendik?<br />
Vira bismillah,kelamlar fora..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[..&quot;Kes!&quot;im zamanı..]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=622</link>
			<pubDate>Sun, 31 Aug 2008 20:31:10 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=622</guid>
			<description><![CDATA[&#8220;Kes!&#8221;im zamanı&#8230;<br />
SENAİ DEMİRCİ<br />
Daha önce de olmuştu bu. Bilen biliyor ne olduğunu. Dinin özünü özümsemek yerine hiç olmayacak, hiç kimsenin işine gelmeyecek detaylarda dini &#8220;yabancılaştırmak.&#8221; Gerçeği benimsemenin serinliğine razı olmak yerine, ipe sapa gelmez, tahrik edici, iç gıcıklayıcı polemiklerle çelik çomak oynamak.<br />
<br />
Sözü sadede getirmek yerine, kıyıdan köşeden ayartıcı magazinler toplamak, safi zihinleri lafazanlıklarla boğmak. Âlemlerin Rabbine onurluca tâbi olmak dururken, tâbi olamadığında da mahcubiyetle özür dilemek varken, Allah&#8217;a da dinini öğretmeye kalkacak denli ukalalıklar icat etmek, gerçeği detaylarda boğacak sahte vecibeler icat etmek. Doğrudan ve açıkça, dobra dobra ve mertçe, karşı çıktığını, sevmediğini söyleyemeyince, arkadan dolanmak, kıvırtmak, topu taca atmak..<br />
<br />
67. Mûsa, kavmine, &#8220;Allah bir sığır kesmenizi emrediyor&#8221; demişti. Onlar da &#8220;Bizimle alay mı ediyorsun?&#8221; demişlerdi. O da, &#8220;Cahillerden olmaktan Allah&#8217;a sığınırım&#8221; demişti.<br />
<br />
Rabblerine kul olduklarını kabullenmeye o kadar yabancılar ki&#8230; &#8220;Dalga mı geçiyorsun bizimle!&#8221; demeye hazırlandıkları kalınca bir zar içinde tutuyorlar uykularını. &#8220;Niye sığır kesecekmişiz ki?&#8221; &#8220;Nereden çıktı bu şimdi?&#8221;<br />
<br />
68. &#8220;[Ey Mûsa] Sen bizim adımıza Rabbinle bir konuş, bize onun ne olduğunu açıklasın&#8221; dediler...<br />
<br />
Rab onların Rabbi değilmiş meğer&#8230; &#8220;Rabbinle-Rabbimizle değil-sen bir konuş-biz değil!&#8221; Rabble ilişkilere Mûsagiller bakar. &#8220;Biz o köktencilerden değiliz.&#8221; &#8220;Camiye siz gidin!&#8221; &#8220;Normaliz biz!&#8221; &#8220;Ama lütfen, cenaze namazımızı gelin kılın. Biz sizi kapı önünde kara gözlüklerimizle bekleriz.&#8221; &#8220;Siz yıkayın cenazeyi, &#8216;iyi biliriz&#8217; deyiniz, dua ediniz. Biz cenaze arabasının arkasından arabamızla gelmesini biliriz.&#8221; &#8220;Cuma sabahları magazin programlarımıza gelin!&#8221; &#8220;Kandil geceleri yüreğimize su serpin!&#8221; &#8220;Ölüm gibi sevimsiz konulara siz bakın!&#8221; &#8220;Biz plajda sizi bekleriz!&#8221; &#8220;Ara sıra başımıza şallar geçirip umreye de gideriz.&#8221; &#8220;Mevlit okumaya geliniz ama viskimize, rakımıza laf dedirtmeyiz.&#8221; &#8220;Keyfimize dokunur şeyler söylerseniz, &#8216;hadi oradan&#8230;&#8217; diyebiliriz.&#8221; &#8220;Haddinizi biliniz.&#8221;<br />
<br />
68. (devam)... Musa: &#8220;Allah diyor ki, &#8216;O [sığır] ne yaşlı ne de körpe; ikisi arasında bir sığır.&#8217; Size emredileni hemen yapın&#8221; dedi.<br />
<br />
&#8220;Emredileni yapmak, hem de hemen yapmak yerine, hiç emredilmeyen, hiç öncelenmeyen detaylarda oyalanmak kolayımıza geliyor.&#8221; &#8220;Sığırı kesmesine keseriz de&#8230;&#8221;. &#8220;&#8216;Kesmek işimize gelmiyor&#8217; diyecek dürüstlüğümüz yok.&#8221; &#8220;&#8216;Kesmiyoruz işte!&#8217; deyip kesip atamıyoruz.&#8221; &#8220;&#8216;Genç mi olsun, yaşlı mı?&#8217; polemiğine varız.&#8221; &#8220;Şeyy&#8230; Namaz kıl diyorsunuz da, niye ibadet dili Türkçe değil!&#8221; &#8220;Hem sonra ezanlar daha güzel okunsa ya&#8230;&#8221; &#8220;Kadınlar niye arka safta?&#8221; &#8220;Ayıp olmuyor mu ama..&#8221;<br />
<br />
69. Bu defa, &#8220;Sen bizim için Rabbinle bir daha konuş da, bize sığırın rengini açıklasın&#8221; dediler. [Allah] diyor ki, &#8220;sarı renkli, parlak tüylü, bakanların içini açan bir inektir.&#8221;<br />
<br />
&#8220;Keseceğiz, keseceğiz de&#8230;&#8221; &#8220;Kafama takılıyor da ikide bir, mezarlıktan geçerken ıslık öttürebilir miyiz?&#8221; &#8220;Dükkan senin Mûsa&#8230;&#8221; &#8220;Bizim de babamız hacıdır ama&#8230;&#8221; &#8220;Tamam özgürlük ama bir de şunu çene altından bağlasana&#8230;&#8221; &#8220;Yani diyorum ki, bir de horozdan kurban kessek&#8230;&#8221; &#8220;Sen de kadeh kaldırsana&#8230;&#8221; &#8220;Başörtüsüne türban deme, dedim ya sana..&#8221; &#8220;Zekeriya Hocam senin gibisi yok ama&#8230;&#8221; &#8220;Hııı?&#8221; &#8220;Ay, nasıl da unuttum, inek mi kesecektim.&#8221; &#8220;Sarı mı olsun demiştiniz&#8230;&#8221; &#8220;Açık sarı..&#8221; &#8220;Sarı demişken, şu Araplara çil çil para kaptırıyoruz ama&#8230;&#8221;<br />
<br />
70. &#8220;[Ey Musa] Sen bizim için Rabbinle bir daha konuş da, bize bu ineğin nasıl bir inek olduğunu açıklasın, nasıl bir inek keseceğimizi anlayamadık. Biz, inşaallah emredileni yapma yolunu buluruz&#8221; dediler.<br />
<br />
&#8220;Bizim de kalbimiz temiz!&#8221; &#8220;İlk fırsatta ineği keseriz.&#8221; &#8220;Ne diyordunuz Y. Nuri hocam?&#8221; &#8220;Kurban Bayramı&#8217;nda Marmaris&#8217;e bekleriz.&#8221; &#8220;Yine mi elinizden kaçtı öküz?&#8221; &#8220;Derilerini kime vereceğiz?&#8221; &#8220;Nihat Hocam, yok mu bir menkıbeniz?&#8221; &#8220;Ağlamasına ağlarız da, sünnet mi dediniz?&#8221; &#8220;Bir düğünle hallederiz.&#8221; &#8220;Efendim?&#8221; &#8220;Duyamadım, inek mi dediniz?&#8221; &#8220;Kes mi?&#8221; &#8220;Şeyy diyecektim&#8230;&#8221; &#8220;Cenaze namazı ayakta kılınıyor da, diğerleri niye öyle?&#8221; &#8220;&#8216;Ayet 70&#8217;e geldik, hâlâ ineği kesmediniz&#8217; mi dediniz?&#8221; &#8220;Aşk olsun, sanki kaçıyoruz?&#8221;<br />
<br />
71. [Musa] dedi ki, Allah şöyle buyuruyor: &#8220;O, henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan (salma), renginde hiç alacası bulunmayan bir inektir.&#8221;<br />
<br />
&#8220;İftara bekleriz&#8230;&#8221; &#8220;Oruç tutmuyor diye dövmek yok ama&#8230;&#8221; &#8220;Bizim promosyon Kur&#8217;ân&#8217;ımız sizinkinden daha iri&#8230;&#8221; &#8220;İnek mi dediniz?&#8221; &#8220;Kesmeyeceğimizi kim söyledi?&#8221; &#8220;Hiç olur mu öyle şey, din de bizim&#8230;&#8221; &#8220;Allah&#8217;la kul arasına girmeyiniz!&#8221; &#8220;Bak, bir daha diyorum, dükkan sizin, biz ne inekler keseriz&#8230;&#8221; &#8220;Yenim dar olmasa&#8230;&#8221; &#8220;Kes dedin de kesmedik mi?&#8221; &#8220;Sarı mı olsun demiştiniz?&#8221; &#8220;Yaşlı olmayacaktı değil mi?&#8221; &#8220;İnek mi?&#8221; &#8220;Benim ninem başörtülüydü ama&#8230;&#8221; &#8220;Oğlum Recep, ayranlar gelmedi mi hâlâ?&#8221; &#8220;Koş Ali koş, televizyona baksana&#8230;&#8221; &#8220;Tut Ayşe tut, ağzınla kuş tutsana&#8230;&#8221;<br />
<br />
Ayet 71&#8217;in devamı: (Son dakika haberi: İneği hâlâ kesmediler.) &#8220;İşte şimdi gerçeği anlattın&#8221; dediler.<br />
<br />
Hoş geldin Ramazan! On bir aydır yolunu gözledik. &#8220;Kes!&#8221;erler inşaallah..<br />
<br />
Ayet 71 (hâlâ devam): ve [nihayet] kestiler ama az kalsın kesmeyeceklerdi.<br />
<br />
s.demirci@zaman.com.tr]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[&#8220;Kes!&#8221;im zamanı&#8230;<br />
SENAİ DEMİRCİ<br />
Daha önce de olmuştu bu. Bilen biliyor ne olduğunu. Dinin özünü özümsemek yerine hiç olmayacak, hiç kimsenin işine gelmeyecek detaylarda dini &#8220;yabancılaştırmak.&#8221; Gerçeği benimsemenin serinliğine razı olmak yerine, ipe sapa gelmez, tahrik edici, iç gıcıklayıcı polemiklerle çelik çomak oynamak.<br />
<br />
Sözü sadede getirmek yerine, kıyıdan köşeden ayartıcı magazinler toplamak, safi zihinleri lafazanlıklarla boğmak. Âlemlerin Rabbine onurluca tâbi olmak dururken, tâbi olamadığında da mahcubiyetle özür dilemek varken, Allah&#8217;a da dinini öğretmeye kalkacak denli ukalalıklar icat etmek, gerçeği detaylarda boğacak sahte vecibeler icat etmek. Doğrudan ve açıkça, dobra dobra ve mertçe, karşı çıktığını, sevmediğini söyleyemeyince, arkadan dolanmak, kıvırtmak, topu taca atmak..<br />
<br />
67. Mûsa, kavmine, &#8220;Allah bir sığır kesmenizi emrediyor&#8221; demişti. Onlar da &#8220;Bizimle alay mı ediyorsun?&#8221; demişlerdi. O da, &#8220;Cahillerden olmaktan Allah&#8217;a sığınırım&#8221; demişti.<br />
<br />
Rabblerine kul olduklarını kabullenmeye o kadar yabancılar ki&#8230; &#8220;Dalga mı geçiyorsun bizimle!&#8221; demeye hazırlandıkları kalınca bir zar içinde tutuyorlar uykularını. &#8220;Niye sığır kesecekmişiz ki?&#8221; &#8220;Nereden çıktı bu şimdi?&#8221;<br />
<br />
68. &#8220;[Ey Mûsa] Sen bizim adımıza Rabbinle bir konuş, bize onun ne olduğunu açıklasın&#8221; dediler...<br />
<br />
Rab onların Rabbi değilmiş meğer&#8230; &#8220;Rabbinle-Rabbimizle değil-sen bir konuş-biz değil!&#8221; Rabble ilişkilere Mûsagiller bakar. &#8220;Biz o köktencilerden değiliz.&#8221; &#8220;Camiye siz gidin!&#8221; &#8220;Normaliz biz!&#8221; &#8220;Ama lütfen, cenaze namazımızı gelin kılın. Biz sizi kapı önünde kara gözlüklerimizle bekleriz.&#8221; &#8220;Siz yıkayın cenazeyi, &#8216;iyi biliriz&#8217; deyiniz, dua ediniz. Biz cenaze arabasının arkasından arabamızla gelmesini biliriz.&#8221; &#8220;Cuma sabahları magazin programlarımıza gelin!&#8221; &#8220;Kandil geceleri yüreğimize su serpin!&#8221; &#8220;Ölüm gibi sevimsiz konulara siz bakın!&#8221; &#8220;Biz plajda sizi bekleriz!&#8221; &#8220;Ara sıra başımıza şallar geçirip umreye de gideriz.&#8221; &#8220;Mevlit okumaya geliniz ama viskimize, rakımıza laf dedirtmeyiz.&#8221; &#8220;Keyfimize dokunur şeyler söylerseniz, &#8216;hadi oradan&#8230;&#8217; diyebiliriz.&#8221; &#8220;Haddinizi biliniz.&#8221;<br />
<br />
68. (devam)... Musa: &#8220;Allah diyor ki, &#8216;O [sığır] ne yaşlı ne de körpe; ikisi arasında bir sığır.&#8217; Size emredileni hemen yapın&#8221; dedi.<br />
<br />
&#8220;Emredileni yapmak, hem de hemen yapmak yerine, hiç emredilmeyen, hiç öncelenmeyen detaylarda oyalanmak kolayımıza geliyor.&#8221; &#8220;Sığırı kesmesine keseriz de&#8230;&#8221;. &#8220;&#8216;Kesmek işimize gelmiyor&#8217; diyecek dürüstlüğümüz yok.&#8221; &#8220;&#8216;Kesmiyoruz işte!&#8217; deyip kesip atamıyoruz.&#8221; &#8220;&#8216;Genç mi olsun, yaşlı mı?&#8217; polemiğine varız.&#8221; &#8220;Şeyy&#8230; Namaz kıl diyorsunuz da, niye ibadet dili Türkçe değil!&#8221; &#8220;Hem sonra ezanlar daha güzel okunsa ya&#8230;&#8221; &#8220;Kadınlar niye arka safta?&#8221; &#8220;Ayıp olmuyor mu ama..&#8221;<br />
<br />
69. Bu defa, &#8220;Sen bizim için Rabbinle bir daha konuş da, bize sığırın rengini açıklasın&#8221; dediler. [Allah] diyor ki, &#8220;sarı renkli, parlak tüylü, bakanların içini açan bir inektir.&#8221;<br />
<br />
&#8220;Keseceğiz, keseceğiz de&#8230;&#8221; &#8220;Kafama takılıyor da ikide bir, mezarlıktan geçerken ıslık öttürebilir miyiz?&#8221; &#8220;Dükkan senin Mûsa&#8230;&#8221; &#8220;Bizim de babamız hacıdır ama&#8230;&#8221; &#8220;Tamam özgürlük ama bir de şunu çene altından bağlasana&#8230;&#8221; &#8220;Yani diyorum ki, bir de horozdan kurban kessek&#8230;&#8221; &#8220;Sen de kadeh kaldırsana&#8230;&#8221; &#8220;Başörtüsüne türban deme, dedim ya sana..&#8221; &#8220;Zekeriya Hocam senin gibisi yok ama&#8230;&#8221; &#8220;Hııı?&#8221; &#8220;Ay, nasıl da unuttum, inek mi kesecektim.&#8221; &#8220;Sarı mı olsun demiştiniz&#8230;&#8221; &#8220;Açık sarı..&#8221; &#8220;Sarı demişken, şu Araplara çil çil para kaptırıyoruz ama&#8230;&#8221;<br />
<br />
70. &#8220;[Ey Musa] Sen bizim için Rabbinle bir daha konuş da, bize bu ineğin nasıl bir inek olduğunu açıklasın, nasıl bir inek keseceğimizi anlayamadık. Biz, inşaallah emredileni yapma yolunu buluruz&#8221; dediler.<br />
<br />
&#8220;Bizim de kalbimiz temiz!&#8221; &#8220;İlk fırsatta ineği keseriz.&#8221; &#8220;Ne diyordunuz Y. Nuri hocam?&#8221; &#8220;Kurban Bayramı&#8217;nda Marmaris&#8217;e bekleriz.&#8221; &#8220;Yine mi elinizden kaçtı öküz?&#8221; &#8220;Derilerini kime vereceğiz?&#8221; &#8220;Nihat Hocam, yok mu bir menkıbeniz?&#8221; &#8220;Ağlamasına ağlarız da, sünnet mi dediniz?&#8221; &#8220;Bir düğünle hallederiz.&#8221; &#8220;Efendim?&#8221; &#8220;Duyamadım, inek mi dediniz?&#8221; &#8220;Kes mi?&#8221; &#8220;Şeyy diyecektim&#8230;&#8221; &#8220;Cenaze namazı ayakta kılınıyor da, diğerleri niye öyle?&#8221; &#8220;&#8216;Ayet 70&#8217;e geldik, hâlâ ineği kesmediniz&#8217; mi dediniz?&#8221; &#8220;Aşk olsun, sanki kaçıyoruz?&#8221;<br />
<br />
71. [Musa] dedi ki, Allah şöyle buyuruyor: &#8220;O, henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan (salma), renginde hiç alacası bulunmayan bir inektir.&#8221;<br />
<br />
&#8220;İftara bekleriz&#8230;&#8221; &#8220;Oruç tutmuyor diye dövmek yok ama&#8230;&#8221; &#8220;Bizim promosyon Kur&#8217;ân&#8217;ımız sizinkinden daha iri&#8230;&#8221; &#8220;İnek mi dediniz?&#8221; &#8220;Kesmeyeceğimizi kim söyledi?&#8221; &#8220;Hiç olur mu öyle şey, din de bizim&#8230;&#8221; &#8220;Allah&#8217;la kul arasına girmeyiniz!&#8221; &#8220;Bak, bir daha diyorum, dükkan sizin, biz ne inekler keseriz&#8230;&#8221; &#8220;Yenim dar olmasa&#8230;&#8221; &#8220;Kes dedin de kesmedik mi?&#8221; &#8220;Sarı mı olsun demiştiniz?&#8221; &#8220;Yaşlı olmayacaktı değil mi?&#8221; &#8220;İnek mi?&#8221; &#8220;Benim ninem başörtülüydü ama&#8230;&#8221; &#8220;Oğlum Recep, ayranlar gelmedi mi hâlâ?&#8221; &#8220;Koş Ali koş, televizyona baksana&#8230;&#8221; &#8220;Tut Ayşe tut, ağzınla kuş tutsana&#8230;&#8221;<br />
<br />
Ayet 71&#8217;in devamı: (Son dakika haberi: İneği hâlâ kesmediler.) &#8220;İşte şimdi gerçeği anlattın&#8221; dediler.<br />
<br />
Hoş geldin Ramazan! On bir aydır yolunu gözledik. &#8220;Kes!&#8221;erler inşaallah..<br />
<br />
Ayet 71 (hâlâ devam): ve [nihayet] kestiler ama az kalsın kesmeyeceklerdi.<br />
<br />
s.demirci@zaman.com.tr]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Esselamüaleyküm...]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=621</link>
			<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 22:08:12 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=621</guid>
			<description><![CDATA[Selamün aleyküm cümlen(m)ize...<br />
Selam ve dua ile...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selamün aleyküm cümlen(m)ize...<br />
Selam ve dua ile...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Selam ve Dua...]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=620</link>
			<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 21:39:11 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=620</guid>
			<description><![CDATA[Allah'ın selamı,rahmeti ve bereketi senin ve sevdiklerinin üzerine olsun Senai Ağabey!!!...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Allah'ın selamı,rahmeti ve bereketi senin ve sevdiklerinin üzerine olsun Senai Ağabey!!!...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Senai abi sahur programında...:)]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=619</link>
			<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 20:31:55 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=619</guid>
			<description><![CDATA[TRT1'de Yusuf Özkan Özburun'la birlikte, Ahmet Şahin ve Mehmet Kemiksiz müzik topluluğu eşliğinde Sahur Programlarında birlikte olacağız, inşaallah.. <br />
Senai DEMİRCİ...<br />
<br />
<br />
Yusuf abi Senai abi bi arada güzel bi program olacak ama iftar olsa daha iyi olurmuş...:)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[TRT1'de Yusuf Özkan Özburun'la birlikte, Ahmet Şahin ve Mehmet Kemiksiz müzik topluluğu eşliğinde Sahur Programlarında birlikte olacağız, inşaallah.. <br />
Senai DEMİRCİ...<br />
<br />
<br />
Yusuf abi Senai abi bi arada güzel bi program olacak ama iftar olsa daha iyi olurmuş...:)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Memduha kardeşim hoşgeldiniz..]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=618</link>
			<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 18:19:43 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=618</guid>
			<description><![CDATA[Esselamu aleyküm ,kardeşim hoşgeldiniz..<br />
Size özel karşılama  ((:<br />
Hayırlı istifadelere..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Esselamu aleyküm ,kardeşim hoşgeldiniz..<br />
Size özel karşılama  ((:<br />
Hayırlı istifadelere..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ramazan Ayı Hatm-i Şerifimiz.]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=617</link>
			<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 20:27:25 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=617</guid>
			<description><![CDATA[Es-selamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu ve magfiretuhu.<br />
Ramazan yaklaştı ,heyecanımız arttı ,hasretliğimize kavuşacağız inşaallah.<br />
Biz de forum ailesi olarak bu heyecanı beraber yaşalım,dualarımızı edelim,Kur'an ayı Ramazan'a Kur'anla girelim istedik..<br />
İnşaallah hatmimizi başlatalım..<br />
<br />
<br />
Kırmızı renkli olan cüzlerdeki secde ayetlerini okuyanlar; tilavet secdelerini unutmayalım inşallah.<br />
<br />
<br />
<br />
1.Elif<br />
2.Elif<br />
3.Gözde<br />
4.Gözde<br />
5.NURnamzedi<br />
6.NURnamzedi<br />
7.<br />
8.<br />
9.<br />
10.<br />
11.<br />
12.Memduha<br />
13.<br />
14.<br />
15.<br />
16.<br />
17.<br />
18.<br />
19.<br />
20.<br />
21.<br />
22.<br />
23.<br />
24.<br />
25.<br />
26.<br />
27.<br />
28.<br />
29.merve_kardeş<br />
30.merve_kardeş]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Es-selamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu ve magfiretuhu.<br />
Ramazan yaklaştı ,heyecanımız arttı ,hasretliğimize kavuşacağız inşaallah.<br />
Biz de forum ailesi olarak bu heyecanı beraber yaşalım,dualarımızı edelim,Kur'an ayı Ramazan'a Kur'anla girelim istedik..<br />
İnşaallah hatmimizi başlatalım..<br />
<br />
<br />
Kırmızı renkli olan cüzlerdeki secde ayetlerini okuyanlar; tilavet secdelerini unutmayalım inşallah.<br />
<br />
<br />
<br />
1.Elif<br />
2.Elif<br />
3.Gözde<br />
4.Gözde<br />
5.NURnamzedi<br />
6.NURnamzedi<br />
7.<br />
8.<br />
9.<br />
10.<br />
11.<br />
12.Memduha<br />
13.<br />
14.<br />
15.<br />
16.<br />
17.<br />
18.<br />
19.<br />
20.<br />
21.<br />
22.<br />
23.<br />
24.<br />
25.<br />
26.<br />
27.<br />
28.<br />
29.merve_kardeş<br />
30.merve_kardeş]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Selamlar olsun]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=616</link>
			<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 14:11:06 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=616</guid>
			<description><![CDATA[Yalnızca arayan bulur, yalnızca arayanın anlamı olur.. Değerlerin içinin boşaldığı öyle bir çağda yaşıyoruz ki, yalnızlığımız eskiden olduğundan da fazla. Yalnız olmadığımızı bize hatırlatan, ruhumuzun yaralarına su serpen Senai Demirci'nin izinden yürümek isteyenlerin, bilinenle bilinmeyenin  birleştiği bu yerde bir araya gelmesi, benim de artık onlarla yürüme şansına sahip olmam ne güzel!Bir pinhan geldi aranıza, eşikten kurtulmak için... Selamlar olsun...............................]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yalnızca arayan bulur, yalnızca arayanın anlamı olur.. Değerlerin içinin boşaldığı öyle bir çağda yaşıyoruz ki, yalnızlığımız eskiden olduğundan da fazla. Yalnız olmadığımızı bize hatırlatan, ruhumuzun yaralarına su serpen Senai Demirci'nin izinden yürümek isteyenlerin, bilinenle bilinmeyenin  birleştiği bu yerde bir araya gelmesi, benim de artık onlarla yürüme şansına sahip olmam ne güzel!Bir pinhan geldi aranıza, eşikten kurtulmak için... Selamlar olsun...............................]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KALBİNİZİN GERÇEK SAHİBİNE EMANET OLUN...S.A]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=615</link>
			<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 12:01:30 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=615</guid>
			<description><![CDATA[herkese hayırlı cumalar dilerim.aranıza yeni katıldım ama burda olmaktan çok mutluyum dualarda bulşmak dileğiyle kalbinizin gerçek sahibine emanet olun...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[herkese hayırlı cumalar dilerim.aranıza yeni katıldım ama burda olmaktan çok mutluyum dualarda bulşmak dileğiyle kalbinizin gerçek sahibine emanet olun...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zaman Ey Zaman!]]></title>
			<link>http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=614</link>
			<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 01:40:18 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://senaidemirci.biz/showthread.php?tid=614</guid>
			<description><![CDATA[Süzülmüş lâl mürekkep kamıştan biraz utangaç biraz kırılgan<br />
En güzel yazısını düşürmüş hattat ebruli bir vakte<br />
Ve zaman şerh düşmüş ayrılığa &#8230;<br />
<br />
Bir ayrılık ki hüznü düşer gölgeye minarelerin<br />
Bir ayrılık ki neşvu nema bulmaz iklimler<br />
Ayrılık ki alınyazısı aşkın...<br />
İftirak, çığlıklardan arta kalan susuşların adı<br />
Fi zamanlardan kalma soylu sancılar yumağı<br />
İpek mendillerde unutulmuş kurumuş gül dalı&#8230;<br />
<br />
<br />
Bilmem bu kaçıncı gidiş faslıdır<br />
Dönüşü olmayan yollarda atılan kaçıncı adım, kaçıncı soluklanış<br />
Vakit gitmeleri vuruyorsa, bırak bu sevdada eksik kalsın fasl-ı veda<br />
Bir kertik çizik olsun ardında kalan<br />
Boynu bükük gelincikler kana boyasın ellerimi<br />
Ve tarihler düşsün taşlara<br />
ne de olsa en çok siyah yakışır beyaza..<br />
Karanlığa bir şebnem busesi düşmüş<br />
Seher kuşlarım vurulmuş hiç yere...<br />
Aydınlık dokumuş nakışını zamana<br />
Lâhuti bir sessizlik...<br />
Ve ezanlar düşer payıma saba makamı&#8230;<br />
IKTIBAS]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Süzülmüş lâl mürekkep kamıştan biraz utangaç biraz kırılgan<br />
En güzel yazısını düşürmüş hattat ebruli bir vakte<br />
Ve zaman şerh düşmüş ayrılığa &#8230;<br />
<br />
Bir ayrılık ki hüznü düşer gölgeye minarelerin<br />
Bir ayrılık ki neşvu nema bulmaz iklimler<br />
Ayrılık ki alınyazısı aşkın...<br />
İftirak, çığlıklardan arta kalan susuşların adı<br />
Fi zamanlardan kalma soylu sancılar yumağı<br />
İpek mendillerde unutulmuş kurumuş gül dalı&#8230;<br />
<br />
<br />
Bilmem bu kaçıncı gidiş faslıdır<br />
Dönüşü olmayan yollarda atılan kaçıncı adım, kaçıncı soluklanış<br />
Vakit gitmeleri vuruyorsa, bırak bu sevdada eksik kalsın fasl-ı veda<br />
Bir kertik çizik olsun ardında kalan<br />
Boynu bükük gelincikler kana boyasın ellerimi<br />
Ve tarihler düşsün taşlara<br />
ne de olsa en çok siyah yakışır beyaza..<br />
Karanlığa bir şebnem busesi düşmüş<br />
Seher kuşlarım vurulmuş hiç yere...<br />
Aydınlık dokumuş nakışını zamana<br />
Lâhuti bir sessizlik...<br />
Ve ezanlar düşer payıma saba makamı&#8230;<br />
IKTIBAS]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>